Sanmak veya Emin Olmak (Psik.Dan.Selçuk Arıcı)
Sanıyorum ki ile başlar bu tarz konuşmalar. Bir bilgi ve dayanak olmadan temellendirilen düşüncelerdir bunlar.
Sanıyorum ki ile başlar bu tarz konuşmalar. Bir bilgi ve dayanak olmadan temellendirilen düşüncelerdir bunlar. Tahmin ve sanal gerçeklik arasında gidip gelir. Belki hiçbir zaman gerçek olmamıştır anlatılanlar veya vaat edilenler, ama o öyle sanıyordur insanlar. Sandıkları şey gerçektir onlara göre. Baştan sadece sanırlar. Ama sonra emin olurlar. Adeta bir zaman sonra doğru olduklarına inanırlar sandıkları şeylerin. İtiraz kabul etmezler ve şüphede götürmezler. Sandıkları şey artık doğrudur.
Evet aslında sanmak veya emin olmak üzerine çeşitli yaşam öyküleri vardır hepimizin geçmişinde. Kimimiz sandığımız için bir işi yapmayız veya yaparız. Kimimiz sanıyorum ki deyip asla mutlak gerçekliği araştırmadan konuşup dururuz. Oysa sanmak veya emin olmak arasında o kadar fark var ki. bir şeyden eminseniz eminsinizdir. Ancak sanıyorsanız aklınızı bir taraftan şüphe kemirir götürür. Sanmak ayakları yer de bırakmaz. Aksine havalandırır ve sandığınız şeyden emin olana kadar da yere indirmez. Sürekli soru işaretleriyle karışır kafalar. Çünkü sanıyoruzdur. Bir adım daha atıp emin olmak istesek te bazen sanmak bize daha kolay gelir ve bir süre sonra da kendimize ait bir gerçeklik oluştururuz geçinip te gideriz. Peki sandığımız bir şeyi neden doğrulamaya çalışmayız da sanmaya devam ederiz. Ya da gerçek bilgi bir kenarda dururken neden onun peşine düşmeyiz de sanmaya devam ederiz. Araştırma yapmak veya bilgiyi araştırmak. Bunu yaparken zamanımızı harcamak çok mu zor.
Şimdi kendinizi şöyle bir düşünün. Siz sandığınız halde araba, uçak, tren veya başka başka taşıtlar kullanabilir misiniz ? Nasıl kullanılacağına emin olmadan araba kullanabilir misiniz ? TV açabilir misiniz ? Telefon edebilir misiniz ? Ya da sandığınız halde bir insanla ilişkilerinizi bozar mısınız ? Neden emin olmadığınız bir konuda yıkmak, yapmak yerine daha kolay gelir veya kolaydır. Neden sandığınız bir konuda bile sırf bir inat uğruna iddialaşısınız. Sanki gerçek “miş” gibi yapmaya devam edersiniz. Oysa sanmış olduğunuz şey yüzünden bugüne kadar kimlerle ilişkilerinizi bozmadınız ki belki de. Veya önünüze çıkan hangi fırsatları kaybetmediniz ki ?
Sandığınız bir şeyden dolayı belki de bir işten oldunuz. Belki de evlenemediniz. Belki de sandığınızı sandığınız şeyden dolayı yanlış bir inanca kapıldınız. Yanlış inanışlara kapıldınız. Öyleyse sanıyorsanız sanmayın. Emin olun. Net olun. Sanmayın ki, ruhsal dengenizi sağlayan olumlu duygularınız zarar görmesin. Şüpheye düşmesin. Sanmak ve emin olmak arasında öylesine fark vardır ki ? Sandığınız şey sizi rezil edebilir ama emin olduğunuz konuda da vezir bile olursunuz. Ama elbette ki emin olduğunuzu sandığınız şey bile bazen gerçek olmayabilir. Diyorum ya emin olduğunuzu bile sanmayın. Emin olun. Netleştirin. Mutlak gerçeği yakalamaya çalışın ve gerisini Allah’a bırakın. Mutlak doğru size doğru olan yola ulaştıracaktır. Erdemli ve bilgili bir insan olmak istiyorsanız sanmayın. Bilin, öğrenin, netleştirin. Net davranın ve net olun. Sanmak tıpkı yarım bilmek gibidir. Tıpkı bir şeyin tadını bir şeye benzetmek gibidir veya tıpkı bir konudan haz almamak gibidir. Zira sanmak sizi tatminsiz bırakır. Sandığınız konuda duygusal olarak tatmin olamadığınızda da hayatınız acabalarla sürer gider. Fikirleriniz değişken ve bir o kadar da yüzeysel olur. Eğer sanıyorsanız, sandığınız konuda en fazla 10 cümle kurarsınız ama onu da emin olmadan yaparsınız. Her sarf ettiğiniz cümleden sonra içinizde biraz korku ve endişe cereyan eder ama siz yine de durumu geçiştirmeye çalışırsınız. Bilginizi doğrulamayıp, sandığınız sürece mevcut durumla ne zaman karşılaşsanız içinizde bin pişmanlık belirir. Keşke baksaydım, keşke öğrenseydim. Bak işte yine bu durumla karşılaştım dersiniz. O kadar çok pişmanlık yaşarsınız ki, kurduğunuz her keşke li cevap umudunuzun daha da azalmasına neden olur.
Peki ne yapmalısınız ?
Sanmak kolay bir yaklaşımdır. İnsanı araştırmadan, sorgulamadan, bir şeyi bildiğine inandırarak yaşatır gider. Ama yaşanan her bir yeni durum karşısında daha çok panik eder. Daha çok güvensiz bırakır. Özgüvenin bile yitirilmesine neden olabilir. Kimileri bir durum karşısında karşınıza aniden çıkar ve önünüze somut bir bilgi koyduğunda ve siz de sanıyorum ki böyle dediğiniz de o anda kendinizden emin olamamak sizi ayrı bir üzüntüye sevkeder. Burada yapmanız gereken çok basit. Her karşılaştığınız durum karşısında yaşadığınız tecrübeleri unutmayın ve o deneyimlerin nasıl çözümlendiğini hatırlayın. Not alın ve o problemlerin çözüm yollarını iyice belleyin kafanızda. Ancak çözüm yollarının birden fazla olabileceğini ve mutlak doğrunun da sadece öğrendiğiniz o doğru olmadığını da unutmayın. Unutmayın ki bir problemin her zaman birden fazla çözüm yolu olabilir. Her yaşam deneyimi adeta kafanıza kazınsın ve gerekli dersleri çıkarın. Çünkü bundan sonraki akıl yürütmelerinizin çoğunu yaparken yaşam deneyimlerinizden öğrendiğiniz bilgilerden yararlanacaksınız.
Bütün bunlarla birlikte gerçek olanın ne olduğunu, gelecekte neler olabileceği, bir durum karşısında nasıl davranılırsa ne sonuçlar alınacağını, yani kısacası gerçek olan tek bilgiyi elbette ki Rabbimiz bilebilir. Bizler akıl yürütsek te, emin olsak ta, emin olduğumuzu sansak ta mutlak doğruyu sadece Allah bilir. O yüzden bildiğinizi sandığınız bir konuda bile inat etmeyin veya iddia da etmeyin. Bir şey ile ilgili kesin veya mutlaka böyle olur demeyin. Bilgiyi bilseniz de böyle söylemeyin. Emin olduğunuzu bildiğiniz bir konuda bile bu iş mutlaka böyledir demeyin. Bunun yerine inşallah demeniz daha yerinde olacaktır. Sonuç olarak bilgiyi elinizden geldiği kadar yakalamaya çalışın, hava da kalmayın. Ama yine de kendinizden ne kadar emin olsanız da bir şeyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda iddialaşmayın veya inat etmeyin. Takdir elbette ki Allah’ındır.
Psik. Dan. Selçuk Arıcı
İnsan Kaynakları Uzmanı
selcukarici@gmail.com



del.icio.us
Digg
Yorumlar (0 Yorum Eklendi):
Yorumunuzu Ekleyin